3.10.18

Neyiz? Kimiz?

İnsanın kendisine “ben neyim” diye sorması mı daha zor bir sorudur, yoksa “insan nedir” diye sorması mı? Bu iki soru, dikkat ederseniz, ciddi derecede farklıdır. Çünkü soruyu soranın merak ettiği şeye karşı duruşu farklılaşmaktadır. Bir özne olarak insanın, bir özne olarak kendini sorması bir acayiptir. Bir özne olarak insanın, bir nesne olarak kendini sorması ise daha acayip değil midir? Bir de soruyu “ne” değil de “kim” diye sorarsak? İnsan kimdir, ben kimim?..

Evrenin herhangi bir yerinde bu soruları kendine soran başkaları da var mıdır? Varsa, acaba bize benziyorlar mıdır? Bu yüzden evrene mesajlar gönderip durmuyor muyuz? Akıllı bir yaşam formuyla karşılaşma olasılığımızın olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bu evrende bu soruları soran tek türün, şu küçücük gezegendeki canlıların bile sadece %0.01’ini oluşturan biz insanlar olması, Sagan’ın deyişiyle, gerçekten büyük bir yer israfı olmaz mıydı?

* Yıldız, T. (2018). Neyiz? Kimiz? Sabah Ülkesi, 57, 120-124. (.PDF)
Ayrıca Gazete Duvar'da yayınlanmıştır.

31.8.18

Sosyal bilimlerin krizi: Psikoloji örneği

Sosyal bilimler derin bir krizin içinde. Bu kriz, ilk önce, dünyanın en saygın psikoloji dergilerinde yayınlanmış olan araştırma raporlarının %90’ının tekrarlanamadığı tespiti ile su yüzüne çıkmıştı (Replication Crisis, 2018). Böylece bir bilim disiplini olan psikolojinin, bilimsel yöntemin ilk kuralı olan “bir gözlemin bilimsel sayılabilmesi için aynı koşullarda bağımsız gözlemciler tarafından da tekrarlanabiliyor olması” kuralını on yıllardır ihlal etmekte olduğu anlaşıldı. Kısa zaman içinde bu sorunun sadece psikolojiye has olmadığı da görüldü. Sosyal olguları araştıran tüm bilim disiplinlerinde genel bir “disiplinsizlik” hali artık ilk bakışta göze çarpıyordu. Peki, neden? Böyle bariz bir hata nasıl bu kadar örgütlü bir şekilde hem de on yıllar boyunca sürdürülmüş ve görmezden gelinmiş olabilir? Bu yazıda yakından takip ettiğim birkaç örnek üzerinden bu akıl tutulmasını açıklamaya çalışacağım.

Bu büyük hataya karşı verilen ilk tepki, önce bu hatayı biraz daha görmezden gelme, bu yetmeyince bunu reddetme oldu. Ardından kültürel göreliliğe sığınıldı. Nihayetinde, serbest piyasa değerlerine uyumlu Amerikan üniversite sisteminin dünyaya yayılması ve bu tip üniversitelerde kadro bulmak için istenen yüksek yayın sayısının (nicel performans kriterlerinin) baskısı altında akademisyenlerin biçare kalışı bahane edildi. Yani akademik yayınlarda yalan söylemenin nedeni, akademisyenler tarafından derhal dışsallaştırıldı. Buradaki ince imanın altını çizelim: Akademisyenlere göre onlar bile bile yalan söylemiyorlardı, aynı zamanda bir ekmek kapısı da olan geç 20. asır üniversitelerinde tutunabilmek için koşturmaktan hatalarını göremiyorlardı sadece. Çünkü kahrolası sistem! Akademisyenler gerçekten bu denli masum mu?

* Yıldız, T. (2018). Sosyal bilimlerin krizi: Psikoloji örneği. Bilim ve Gelecek, 174, 24-31. (.PDF)

5.12.17

Boyut değiştirerek eşleme görevinde boyutlar aynı objenin sıfatları olursa üç yaş çocuklarının performansı artar mı?*

Özet
Boyut Değiştirerek Kart Eşleme (BDKE) görevi, bir kural kullanımından diğerine geçiş becerisini (bilişsel esneklik) ölçer. Üç yaş çocukları, literatürde yaygın olarak kullanılan bu görevde genellikle başarısız olurlar. Ancak görevde kullanılan kartlardaki şeylerin boyutları ayrıştırıldığında üç yaşların performansı yükselmektedir. Bu fenomene dair iki yakın hipotez söz konusudur: Yeniden tanımlama ve zihinsel dosyalar. Bu çalışmanın amacı, BDKE görevi üzerinde yapılan farklı manipülasyonlarla bu iki hipotezi sınamaktır. Çalışmaya katılan üç yaş çocuklarına (N = 38), orijinal BDKE ve buna özdeş objelerin kullanıldığı bir versiyon ile kart yerine sürekli bir objenin ve buna özdeş kartların kullanıldığı iki versiyon daha olmak üzere dört görev uygulanmıştır. Sürekli şeyin kullanıldığı versiyonlarında eşleme o şeyin iki özelliği üzerinden yapılmıştır. Sonuçta bu görevler arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Ancak grup 42 aydan küçük ve büyük üç yaşlar olarak ikiye ayrıldığında, bu gruplar arasında orijinal BDKE ve buna özdeş objelerin kullanıldığı versiyonlarda büyük yaş lehine anlamlı farklar olduğu tespit edilmiştir. Sürekli şeyin kullanıldığı versiyonlarda ise farklar yine anlamsızdır. Böylece bu çalışma, sürekli bir şeyin özellikleri arasında geçişin orijinal BDKE’dekinden daha kolay olacağını öngören zihinsel dosyalar hipotezini 42 aydan küçük üç yaşlarda desteklemiştir. Bu, yeniden tanımlama hipotezinin doğrudan öngörmediği bir sonuçtur.
Anahtar kelimeler: Bilişsel gelişim, bilişsel esneklik, zihinsel temsil, zihinsel dosyalar, Boyut Değiştirerek Kart Eşleme

When the dimensions are the adjectives of the same object, does the performance of three-year-olds increase in the Dimensional Change Sorting Task?

Abstract
The Dimensional Change Card Sorting (DCCS) task measures the ability to switch from one rule to another (cognitive flexibility). Three-year-old children typically fail in this task, which is widely used in the literature. However, when the dimensions of the things on the cards used in the task are separated, the performance of the three-year-olds increases. There are two close hypotheses about this phenomenon: re-description and mental files. The purpose of this study was to test these two hypotheses with different manipulations on the DCCS task. The three-year-old children participating in the study (N = 38) were given these four tasks: the original DCCS task and a version using objects identical to the original one, and two more versions, one using a constant object instead of card and the other using cards identical to the version using a constant object. In the versions using the constant object, sorting was done through two properties of that thing. As a result, there was no significant difference between these tasks. However, when we divided the group into two using the cut point of 42 months, there were significant differences between these two groups in favor of older age in the original DCCS task and the version using identical objects as the original one. But the differences were still insignificant in the versions using the constant object. Thus, this study supported the hypothesis of mental files, which predicted that rule transition between features of a constant thing would be easier than in the original DCCS task, for three years old children who are younger than 42 months. This is not a direct consequence of the re-description hypothesis.
Keywords: Cognitive development, cognitive flexibility, mental representation, mental files, Dimensional Change Card Sorting

* Yıldız, T., & Akbaş, T. (2017). Boyut değiştirerek eşleme görevinde boyutlar aynı objenin sıfatları olursa üç yaş çocuklarının performansı artar mı? Psikoloji Çalışmaları, 37 (2), 93-108. (.PDF)