15.11.12

İnsana ne açıdan bakmalı?*

Eğer bir karıncayı mikroskop altında incelerseniz, bir karıncanın ne olduğu hakkında birçok şey söyleyebilirsiniz. Fakat aslında karınca olmanın ne olduğunu halen açıklamış olmazsınız. Bana göre, bu, sadece bir karınca sürüsünü ve bu sürünün diğer birçok şeyle bağlantısını incelediğinizde mümkün olabilir. Çünkü, bir süredir “süper-organizma” olarak düşünülen karınca sürüleri, karınca olmaya anlamını veren şeyin ta kendisidir. Eğer öyleyse, bir insan olmayı açıklama hakkında ne düşünebiliriz?

Güncel gelişimsel ve karşılaştırmalı psikoloji, primatoloji ve antropoloji bulguları, “insan” kavramının köktenci bir şekilde “etkileşimsel” anlaşılması gerektiğini ortaya koyarak “bireysel”ci açıklamaları ciddi şekilde zorlamaktadırlar. Bu yeni bulgular ve tartışmalar, yüksek düzeyde zihinsel süreçleri ortaklaşa sürdürebilen (kafa kafaya verebilen) bir “grup” yaşantısının insan açısından vazgeçilmez olduğunu düşündürmektedir.

Kaseti başına sardıkça şunu görüyoruz, insan aslında basit anlamda maddedir. Bu maddenin her şeyden daha öncül bir sıfatı olarak bir canlı olduğunu biliyoruz. Fakat bu noktada insan tek başına değildir, en azından mavi gezegende yüz binlerce farklı türde canlı olduğunu da biliyoruz. Peki, insanı diğer canlılardan ayıran şey(ler) ne(ler)dir?

Psikoloji için buna verilecek olası yanıtları ele alalım: Araç yapıp kullanma ise bunu şempanzeler de yapıyor; dil kullanmak ise papağanlar da bu konuda bizleri yanıltacak kadar becerikli; öğretme ve öğrenme esnekliği ise karıncalar gerçekten bu konuda gayet başarılı görünüyorlar (Tomasello, 2008). Doğru, insan tüm bunları yapabilen bir tür, ama yine de sadece bu başlıklar altında insanın ayırt edici yönünü ortaya koymak halen zor.