25.12.16

Yılbaşı ve Noel'e dair*

Miladi yani Gregoryen takvim, bugün bizim de kullandığımız takvim. TBMM 26 Aralık 1925'te kabul ediyor, 1 Ocak 1926 itibariyle resmen kullanılmaya başlanıyor. 31 Aralık 1926'da ise devlet erkanı ilk "resmi" yılbaşı kutlamasını yapıyor. Resmi diyorum çünkü daha önce, 19. yy'da yabancı devlet görevlilerinin verdikleri yılbaşı balolarına padişahların ve devlet erkanının katıldıkları olmuş.

Osmanlı'da 19. yy'da Batıcı aydın zümre bugünkü alışıldık seküler haliyle yılbaşını kutlamaya başlamış olsa da halkın yılbaşıyla tanışması 1931 yılbaşı tarihli Tayyare Piyangosu etkinliği. Evet, bu piyango bugünkü Büyük Yılbaşı Piyangosu'nun atası.

Gregoryen takvim, Roma Kayzeri'nin MÖ 40'lı yıllarda yaptırdığı Jülyen Takvim'in 16. yy'da Katolik Kilisesi tarafından güncellenmiş hali. İlk yaptıran Sezar yani. Zaten Temmuz (July) ayına da kendi adını veriyor Sezar.

Jülyen takvimde yılbaşı Mart ayında. Baharın başlangıcına yılbaşı demişler. Bu bize gayet tanıdık geliyor değil mi? (Bkz. Nevruz -"Yeni Gün"). Bu, bahar gündönümü.

Hristiyanlık'tan 5 yy önce Pagan Romalılar, kış gündönümü olan Aralık ayında Satürn Şenlikleri düzenlerlermiş. Bereketli geçen bahar ve yazın kutsanmasına binaen. Kışa girilirken yapılan bu şenliklerde bol kepçe yenir içilir, çocuklar sevindirilir, efendi-köle ayrımı kalkar, savaşılmazmış. Satürn'le ilişki ise astronomik olayların mitolojikleştirilmesinden geliyor. Roma'da bu şenliklerin merkezi olan büyük bir tapınak da varmış. Bugüne sadece birkaç sütunu kalmış.

Roma Hristiyanlaştıkça güçlenen Roma (Katolik) Kilisesi, bu Pagan yeni yıl şenliğinin bir gününü İsa Peygamber'in aslında bilinmeyen doğum günü, son gününü ise Gregoryen takvimlerinde yılbaşı olarak kabul ve ilan etmiş.

26.10.16

#SosyalistTartışma - Evrendeki yerimiz (video)


Sosyalist Tartışma
23 Ekim 2016
11:00-12:30
Moderatör: Yıldız Önen
Konuşmacılar: Burak Demir, Tolga Yıldız, Bülent Somay
marksist.org aracılığıyla

(Video için Berkay Bağcı'ya teşekkür ederim.)

27.2.16

Türk Psikoloji Öğrencileri Çalışma Grubu ile röportajımız*

http://www.tpocg.org/blog 
"Psikoloji deyince aklımıza ilk “klinik” geliyor ya da psikolojiyi klinikten ibaret sanıyoruz. Psikoloji gibi bir ucu biyolojide bir ucu felsefede olan bir disiplin için bu büyük bir haksızlık olsa gerek. Bir gelişim psikoloğuyla, daha da önemlisi bizden biriyle, TPÖÇG’ü, bizleri çok iyi tanıyan biriyle, yani İstanbul Üniversitesi Gelişim Psikolojisi Anabilim Dalı’ndan Tolga Yıldız’la röportaj yaptık."

* Röportaj için lütfen tıklayınız.