Yer, zaman, özne: Komünist düşüncenin buharlaşması üzerine*
Türkiye’de komünist düşünce yalnızca bastırılmadı; aynı zamanda içeriden çözüldü. Bu çözülme, düşüncenin tarihle bağını koparmasıyla, maddi zemininden uzaklaşmasıyla ve öznesini kaybetmesiyle birlikte yaşandı. Oysa bir zamanlar, Kemal Tahir’in yerel gerçekçiliğiyle kurduğu romanları, Hikmet Kıvılcımlı’nın tarihsel dinamiklere yaslanan teorik arayışları ve Nâzım Hikmet’in romantik devrimciliği, düşünceyi somut bir mücadele zeminiyle buluşturuyordu. O hattın üzerinde teori, coğrafyayla; tahayyül, tarihle; siyaset, özneyle temas ediyordu. Bugün ise ne o yer sabit, ne zaman süreklilik taşıyor, ne de birey bütünlüklü bir fail olarak varlığını koruyor. Kemal Tahir’in “yerlilik” vurgusu, bugün çoğunlukla folklorik bir nostalji ya da kültürel bir dekor olarak ele alınıyor. Oysa Tahir için yerellik, köylü üretiminden Osmanlı devlet yapısına, mahalle formasyonundan etnik ve dini konumlara kadar uzanan maddi bir toplamı ifade ediyordu. Yer, onun düşüncesinde yalnızca kültürel değil; coğrafi, sını...