Özgür bireyin icadı*
İnsan hiçbir zaman kendinden menkul bir varlık olmadı. Dil, din, mit, gelenek, sınıf, kurumlar ve gündelik hayatın görünmez kuralları bizi her çağda biçimlendirdi. Ne istediğimiz, neden korktuğumuz, neyi doğru, güzel, ayıp ya da mümkün saydığımız hiçbir zaman bütünüyle bize ait değildi. Kapitalizmin ayırt edici yanı da insanı biçimlendirmesi değil. İnsan zaten toplumsal bir varlık. Asıl mesele, kapitalizmin eski anlam dünyalarını çözerken onların yerine bağımsız, kendi kararlarını veren ve kendi hayatını kuran birey fikrini yerleştirmesiydi. Modern insan gelenekten, cemaatten ve otoriteden özgürleştiğini düşündü. Aynı dönemde hayatın giderek daha büyük bir bölümü piyasanın diline çevrildi: Değer, performans, verimlilik, rekabet, görünürlük, tüketim, tercih… Kapitalizmin gücü herkese aynı hayatı dayatmasında değil. Tam tersine, birbirinden çok farklı yaşam tarzlarının, kimliklerin ve kanaatlerin yan yana var olmasına izin verebiliyor. Fakat bu farklılıklar giderek aynı dolaşım düzenine ...