Posts

Gazete Duvar'dan Batuhan Saç ile röportajımız*

Image
"İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünden Hatice Şeyma Kara ve Neslihan Oğuz, hocaları Tolga Yıldız'ın danışmanlığında 54-66 aylık 96 çocuk üzerinde 'olumlu sosyal yalan' konusunu araştırdı. Yaptıkları çalışma Türkiye’de ilk örnekti. Yıldız öğrencilerinin başarısını Twitter'da duyurunca Kara ve Oğuz'dan haberdar olduk, çalışmalarını onlardan dinledik."

* Röportaj için lütfen tıklayınız.

Neyiz? Kimiz?

İnsanın kendisine “ben neyim” diye sorması mı daha zor bir sorudur, yoksa “insan nedir” diye sorması mı? Bu iki soru, dikkat ederseniz, ciddi derecede farklıdır. Çünkü soruyu soranın merak ettiği şeye karşı duruşu farklılaşmaktadır. Bir özne olarak insanın, bir özne olarak kendini sorması bir acayiptir. Bir özne olarak insanın, bir nesne olarak kendini sorması ise daha acayip değil midir? Bir de soruyu “ne” değil de “kim” diye sorarsak? İnsan kimdir, ben kimim?..

Evrenin herhangi bir yerinde bu soruları kendine soran başkaları da var mıdır? Varsa, acaba bize benziyorlar mıdır? Bu yüzden evrene mesajlar gönderip durmuyor muyuz? Akıllı bir yaşam formuyla karşılaşma olasılığımızın olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bu evrende bu soruları soran tek türün, şu küçücük gezegendeki canlıların bile sadece %0.01’ini oluşturan biz insanlar olması, Sagan’ın deyişiyle, gerçekten büyük bir yer israfı olmaz mıydı?

* Yıldız, T. (2018). Neyiz? Kimiz? Sabah Ülkesi, 57, 120-124. (.PDF)
Ayrıca Gazete Duvar'da…

Sosyal bilimlerin krizi: Psikoloji örneği

Image
Sosyal bilimler derin bir krizin içinde. Bu kriz, ilk önce, dünyanın en saygın psikoloji dergilerinde yayınlanmış olan araştırma raporlarının %90’ının tekrarlanamadığı tespiti ile su yüzüne çıkmıştı (Replication Crisis, 2018). Böylece bir bilim disiplini olan psikolojinin, bilimsel yöntemin ilk kuralı olan “bir gözlemin bilimsel sayılabilmesi için aynı koşullarda bağımsız gözlemciler tarafından da tekrarlanabiliyor olması” kuralını on yıllardır ihlal etmekte olduğu anlaşıldı. Kısa zaman içinde bu sorunun sadece psikolojiye has olmadığı da görüldü. Sosyal olguları araştıran tüm bilim disiplinlerinde genel bir “disiplinsizlik” hali artık ilk bakışta göze çarpıyordu. Peki, neden? Böyle bariz bir hata nasıl bu kadar örgütlü bir şekilde hem de on yıllar boyunca sürdürülmüş ve görmezden gelinmiş olabilir? Bu yazıda yakından takip ettiğim birkaç örnek üzerinden bu akıl tutulmasını açıklamaya çalışacağım.

Bu büyük hataya karşı verilen ilk tepki, önce bu hatayı biraz daha görmezden gelme, bu …

Boyut değiştirerek eşleme görevinde boyutlar aynı objenin sıfatları olursa üç yaş çocuklarının performansı artar mı?*

Özet
Boyut Değiştirerek Kart Eşleme (BDKE) görevi, bir kural kullanımından diğerine geçiş becerisini (bilişsel esneklik) ölçer. Üç yaş çocukları, literatürde yaygın olarak kullanılan bu görevde genellikle başarısız olurlar. Ancak görevde kullanılan kartlardaki şeylerin boyutları ayrıştırıldığında üç yaşların performansı yükselmektedir. Bu fenomene dair iki yakın hipotez söz konusudur: Yeniden tanımlama ve zihinsel dosyalar. Bu çalışmanın amacı, BDKE görevi üzerinde yapılan farklı manipülasyonlarla bu iki hipotezi sınamaktır. Çalışmaya katılan üç yaş çocuklarına (N = 38), orijinal BDKE ve buna özdeş objelerin kullanıldığı bir versiyon ile kart yerine sürekli bir objenin ve buna özdeş kartların kullanıldığı iki versiyon daha olmak üzere dört görev uygulanmıştır. Sürekli şeyin kullanıldığı versiyonlarında eşleme o şeyin iki özelliği üzerinden yapılmıştır. Sonuçta bu görevler arasında anlamlı bir fark gözlenmemiştir. Ancak grup 42 aydan küçük ve büyük üç yaşlar olarak ikiye ayrıldığında, …

Ne zaman ve neden konuşmaya başladık? (Video)

Image
Düzensiz Sistemler Çalışma Grubu
17. Uluslararası Sempozyumu
Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi, Şişli
1 Aralık 2017
15:30-16:30
Video için Uğur Cebeci'ye teşekkür ederim.

Yapay zekâ, şempanze, insan iletişimlerinin kökenleri ve dil*

Geçtiğimiz ay şöyle bir haber düşmüştü gündeme: “Facebook mühendisleri, üzerinde çalıştıkları yapay zekânın fişini çekti.” Olayı böyle duyunca sizin de gözünüzün önünde ister istemez bir Terminatör sahnesi canlanıvermedi mi? Haberin detaylarında birkaç yapay zekânın yeni bir dil icat ederek kendi aralarında konuşmaya başlamaları üzerine mühendislerin böyle bir karar aldıklarını okuyoruz. Bu da az şey değil. Yeni bir dil icat edebilmeleri bir yana, bu dili kullanarak arkamızdan bir şeyler çeviriyor gibi görünmeleri olaya ürkütücü bir bilimkurgu havası vermiyor mu?

Tabi ki benzer birçok olayda olduğu gibi bu olayın aslı da bize göründüğü gibi değil. Facebook’un üzerinde çalıştığı yapay zekâ, “chatbot” denen bir iletişim yazılımı. Şu birçok web sitesinin iletişim sayfasında karşımıza çıkan ve 7/24 asistanlık hizmeti veren yazılımcıklar. Hani “siz gerçek misiniz, gerçekseniz şunu bunu yazın bakalım” diye test ettiklerimizden. Bunun oldukça gelişmiş bir versiyonu IOS’un Siri’si. Tanıyoruz …

Heptapodlar—Aborjinler*

Image
Bilim kurgu filmleri temel bilimler (özellikle fizik) açısından bariz hatalı şeyler gösterir çoğu zaman. Başarılı kurgular olsalar da içlerinde pek bilim olmaz. O yüzden fantezi türüne daha yakın olur birçoğu. Fakat son yıllarda bu hatalar azalıyor. Misal, atmosfer yoksa sesin de olmayacağı anlaşıldı nihayetinde.

Bilim kurgu türünün klasik temalarından "Dünya'ya gelen uzaylılarla ilk karşılaşma,” son zamanların ses getiren filmlerinden biri olan Arrival’da zaman, dilbilim ve iletişim üzerinden kurgulanmış. Nesnel varlıklarla kültürel varlıklar arasındaki o kategorik çizginin belirsizleşmesi sanırım pek görmediğimiz bir şey. Hoş olmuş.

Hoş derken fikri ve kurgusu hoş ama dilbilim ve iletişim teorileri açısından film daha derin ve bilgi verici yapılabilirmiş gibi geldi bana. Filmin kurduğu dil-zaman ilişkisi, kurgu olarak hoştu ama filmde güdük bırakılmış çok acayip bilimsel bir yönü de var bu mevzunun.

İlklerin günahı olmaz diyelim. Öyle görünüyor ki bilim kurguda özellikle ya…