Tiyatroyu sevmek mi, sahnede olmayı sevmek mi?*
Bir oyundan söz açıldığında ilk sorulan soru genellikle “Kim oynuyor?” oluyor. Afişlerde tanınmış oyuncuların yüzleri büyüdükçe oyunun metnine, yönetmenine, yaratıcı ekibine ve sahneleme anlayışına ayrılan alan daralıyor. Tiyatroya duyulan ilginin bu denli oyuncular etrafında dönmesi, sahneye adım atmak isteyenlerin sanatla kurduğu bağı da baştan şekillendiriyor. Tam bu noktada oyunculuk hevesine dair temel bir soru beliriyor: İnsan tiyatroyu sevdiği için mi sahneye çıkmak istiyor, yoksa sahnede olmayı sevdiği için mi tiyatroyu seçiyor? İyi bir oyuncu olmak isteyen birinin tanınmayı, beğenilmeyi ve emeğinin karşılığını alarak geçinmeyi arzulaması son derece doğal. Ancak sahnede kendine yer açma isteği ile tiyatro sanatına duyulan merak her zaman başa baş gitmiyor. Kendi rolüne saatlerce çalışan bir oyuncu, kendisinin yer almadığı oyunlarda neler denendiğini hiç merak etmeyebiliyor. Hatta yeni bir rol teklifi almadığı dönemlerde tiyatroyla kurduğu ilişki neredeyse tamamen kopabiliyor. T...