Direklerarası’nın hayaleti: Şehir, siyaset ve Türk tiyatrosunun hafızası*
Türk tiyatrosunun tarihi çoğu zaman fazla doğrusal anlatılıyor. Ortaoyunu ve tuluattan yazılı tiyatroya, kumpanyadan kuruma, Direklerarası’ndan Darülbedayi’ye, oradan Şehir ve Devlet Tiyatroları’na uzanan bir gelişme çizgisi. Bu anlatının dayandığı tarihsel gerçekler var. Fakat hayat böyle dümdüz akılcı bir sırayla ilerlemiyor. Eski biçimler bir sabah ortadan kalkmıyor, yeniler de boş bir alana yerleşmiyor. Aynı oyuncu bir gece Shakespeare oynayıp ertesi akşam tuluata çıkabiliyor. Aynı salonda operet, komedi, varyete ve sinema peş peşe gösterilebiliyor. Tiyatro kimi zaman ticari bir işletme, kimi zaman yardım kampanyasının parçası, kimi zaman da doğrudan savaş seferberliğinin aracı olabiliyor. Direklerarası’nın tarihi, bu iç içeliği görmek için iyi bir yer. Üstelik adı bile tiyatrodan gelmiyor. Bugünkü Vezneciler-Şehzadebaşı hattında, Onaltımart Şehitleri ile Dedeefendi caddeleri arasında kalan, İstanbul Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültelerinin arka kapılarının açıldığı yolun iki ya...