Kayıtlar

Education etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

TvNet ile röportajımız (TV)

Resim
Ketebe Moderatör: Mehmet Önder Konuk: Tolga Yıldız TvNet

Advanced theory of mind in Syrian Arabic–Turkish sequential bilinguals and Turkish monolinguals: Assessment language, school-language attainment, and the ecology of bilingualism*

Resim
Merve Nur Asan, Tolga Yıldız Abstract Claims about bilingual advantages in children’s social cognition remain unsettled, particularly when language proficiency and context are taken seriously. This study examined advanced theory of mind in Syrian Arabic–Turkish sequential bilinguals in Türkiye. One hundred bilingual children (11–12 years) and 50 Turkish monolingual peers completed the Reading the Mind in the Eyes Test–Child (RMET) and the Faux Pas Recognition Test–Child; bilinguals were randomly assigned to Arabic or Turkish assessment. Monolinguals outperformed bilinguals on RMET, Faux Pas, control, and total Faux Pas scores. Within the bilingual sample, Turkish assessment improved RMET performance but not Faux Pas performance. These patterns remained after adjustment for age, nonverbal reasoning, Turkish attainment, preschool duration, and household size. The findings suggest that advanced social-cognitive performance in immigrant bilinguals is shaped less by language status alone th...

Yapay zekâ çağında üniversitede değerlendirme üzerine*

Resim
İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde gelişimsel psikoloji alanında çalışan bir akademisyen olarak, son yıllarda özellikle kalabalık lisans derslerinde değerlendirme biçimleri üzerine yeniden düşünmek zorunda kaldım. Gelişim psikolojisi, yaşam boyu gelişim ve araştırma yöntemleri gibi derslerde denediğim bazı uygulamalar bana şunu gösterdi: İnternetin, açık kaynakların ve yapay zekâ araçlarının öğrenme ortamına çoktan karıştığı bir dünyada, öğrenciyi eski ölçütlerle değerlendirmeye devam edemeyiz. Asıl sorum şu: Böyle bir dünyada öğrenciyi nasıl değerlendireceğiz? Bu sorun yalnızca “Öğrenci yapay zekâya ödev yazdırıyor mu?” sorusundan ibaret değil. Daha temel bir ölçme-değerlendirme sorunuyla karşı karşıyayız. Üniversitede yıllardır ölçtüğümüz bazı şeyler hâlâ aynı biçimde ölçülmeye değer mi? Öğrenci bir kavramın tanımını ezberleyebiliyor mu? Bir metni özetleyebiliyor mu? Belli başlı teorileri sıralayabiliyor mu? Bunlar bütünüyle önemsizleşmiş değildir. Fakat artık tek başına akad...

Kemal Tahir’in Bir Mülkiyet Kalesi romanında aile sistemi, tarihsel zaman ve çocukluğun inşası: Mülkiyet, baba otoritesi ve gelişimsel kırılganlık*

Resim
Özet Kemal Tahir’in Bir Mülkiyet Kalesi Romanında Aile Sistemi, Tarihsel Zaman ve Çocukluğun İnşası: Mülkiyet, Baba Otoritesi ve Gelişimsel Kırılganlık Öz Bu makale, Kemal Tahir’in Bir Mülkiyet Kalesi romanını gelişimsel psikoloji, aile sistemleri teorisi, bioekolojik yaklaşım ve anlatı psikolojisi çerçevesinde okumaktadır. Temel iddia, romanda mülkiyetin ekonomik bir nesnenin sınırlarını aşarak aile kaygısını düzenleyen, baba otoritesini örgütleyen, sınıfsal haysiyeti savunan ve tarihsel kırılma koşullarında çocukluğu biçimlendiren sembolik-ilişkisel bir mekanizma olarak işlediğidir. Mahir Efendi, Canseza, Murat ve Cemal’den oluşan aile, Osmanlı çözülüşü, savaş, işgal, hukuki belirsizlik, himaye ilişkileri, sınıfsal kırılganlık ve erken Cumhuriyet dönüşümünün basınçları altında yaşayan bir duygusal sistem olarak ele alınmaktadır. Çalışma, teori güdümlü nitel vaka analizini, yorumlayıcı yakın okumayı, anlatı psikolojisini, fenomenolojik duyarlılığı ve refleksif tematik analizi bir aray...

Towards a holistic, equitable, and immersive future of education: Integrating AI, the metaverse, and developmental perspectives*

Resim
Abstract Education stands at a pivotal juncture, driven by the rapid convergence of digital technologies such as artificial intelligence (AI) and the metaverse. This chapter explores how these emerging tools may reshape pedagogy, learning environments, and social structures, drawing upon sociological and developmental psychology frameworks. Historical roots of mass education and open-distance learning initiatives are examined to contextualize the accelerating shift toward more flexible, immersive modalities. The analysis spans the progression from traditional, standardized systems to the Web 4.0 era, in which AI-driven personalization and virtual reality simulations promise new frontiers in student engagement and skill development. Türkiye’s unique experience in open and distance education, amplified by the disruptions of the COVID-19 pandemic, serves as a case study that illustrates both the democratizing potential and the persistent inequalities exacerbated by digital divides. Ethica...

Our interview with Skyroad*

Resim
Digital detox is a modern ceremony for clearing one’s conscience We spoke with academic Tolga Yıldız about his new book, Dikkat Ya Da İrade Krizi, focusing on the concept of the “right to attention,” the structural problems raised by the discourse on “willpower,” and the impact of social media on our attention... Tolga Yıldız ile yeni kitabı Dikkat ya da İrade Krizi özelinde “dikkat hakkı” fikrini, “irade” söyleminin ortaya çıkardığı yapısal sorunları ve sosyal medyanın dikkatimiz üzerindeki etkilerini konuştuk... * Please click to read the interview. Ayrıca Cins Dergi 'nde yayınlanmıştır.

24 TV ile röportajımız (TV)

Resim
  24 Portre Moderatör: Zeynep Türkoğlu Konuk: Tolga Yıldız 24 TV

Elephant ve teşhis hırsımızın şiddeti*

Resim
Gus Van Sant’ın kamerası, sarışın bir lise öğrencisinin ensesine takılır ve usulca onun peşinden yürümeye başlar. Seyirci olarak biz de o ensenin ardında, kilitli metal dolapların, floresan ışıklarının, muşamba zeminde kayan spor ayakkabı seslerinin içinden geçeriz. Koridorlar uzar, zaman ağırlaşır. Ne bir felaket habercisi vardır ortada ne de gerilimi önceden haber veren bir müzik. Kantin sırasındaki yarım yamalak fısıltılar, sınıf kapılarından sızan uğultular, okulun gündelik telaşı… Hepsi fazla sıradandır. Belki de bu yüzden tekinsizdir. Bir süre sonra izleyici kendi zihninin kıpırdanışını duymaya başlar. Bir ipucu arar. Bir bakış, bir aşağılanma, bir aile sırrı, bir ideolojik işaret, failin çekmecesinde saklanan karanlık bir nesne… Zihin, felaketi bir yere bağlamak ister. Van Sant bu isteği karşılamaz. Seyircinin avucuna rahatlatıcı bir neden-sonuç zinciri bırakmaz. Onu o uzun koridorun içinde, şiddetin mayalandığı o renksiz, alelade ve boğucu havayla baş başa bırakır. Elephant’ın ...

Çocuğun evden, devletten ve piyasadan geçen uzun yolculuğu*

Resim
Bugün çocukluğu çoğu zaman doğal, kendiliğinden ve tarihin dışında akan bir hayat evresi gibi konuşsak da çocukluk, sadece büyümenin biyolojik takvimiyle açıklanamaz. Toplumların yüzyıllar boyunca çocukla kurduğu bir ilişki biçimidir; çocuğun nerede duracağı, kim tarafından korunacağı, kim tarafından eğitileceği, neye hazırlanacağı ve kim adına disipline edileceği her dönemde yeniden tarif edildi. Bu yüzden çocukluk, yaş meselesi olduğu kadar iktidar, emek, aile, okul ve devlet meselesidir. Modern öncesi dünyada çocuk, bugünkü kadar ayrı ve özel bir kategori halinde düşünülmüyordu. Evin, atölyenin, tarlanın, mahallenin içinde daha erken görünür oluyordu. Osmanlı’da da tablo büyük ölçüde böyleydi. Çocuk önce hanenin, akrabalığın, mahallenin ve cemaatin içinde anlam kazanıyordu. Sıbyan mektebi vardı, mahalle hocası vardı, gündelik denetim ve terbiye çoğunlukla yerel ilişkiler içinde yürüyordu. Tanzimat’la birlikte bu manzara değişmeye başladı. İmparatorluğun dağılma korkusu, merkezîleşme...

Şiddeti yasaklarla yönetemeyiz, duygularımızı bastırarak tanıyamayız*

Resim
Bir okul çıkışını düşünün. İki çocuk kavga etmiş. Yetişkinler çevrelerini sarıyor. Yüzlerde öfke, seslerde infial, cümlelerde had bildirme iştahı. Şiddete karşı duyarlılık gösteriliyor ama duyarlılığın dili de çoğu zaman sertleşiyor; bazen aşağılıyor, bazen tehdit ediyor, bazen de kendi haklılığının harareti içinde yıkıcı bir tını kazanıyor. Burada durup düşünmek gerekiyor. Çocuklara ve gençlere şiddeti konuşurken, şiddeti yalnızca yasaklanan bir davranış, dışarıdan bulaşan bir bozulma, iyi terbiyeyle sıfırlanabilecek bir sapma gibi anlatınca meseleyi kavramıyoruz. Daha kötüsü, onu tanıma kapasitemizi köreltiyoruz. İnsan toplulukları binlerce yıldır çocuklarına steril hikâyeler anlatmadı. Masalların, destanların, efsanelerin içinde ölüm var, savaş var, kıskançlık var, intikam var. Homeros’tan Dede Korkut’a, Binbir Gece’den Shakespeare’e, tüm kadim halk hikâyelerinden Hollywood’a kadar geniş bir anlatı evreni, çatışmanın, güç mücadelesinin, yaralanmanın, kaybın sahneleriyle örülü. Çocuk...

Dikkat ya da irade krizi - Odaklanmanın ötesinde: Ortak dikkatin çöküşü ve yeniden inşası* (Kitap)

Resim
Eliniz sürekli telefona gidiyor, bir sayfayı bitirmekte zorlanıyor, sevdiklerinizin gözlerinin içine bakarken bile zihninizin başka diyarlara sürüklendiğini mi hissediyorsunuz? Bu deneyim sandığınız kadar kişisel değil. Yalnız değilsiniz. Mesele de çoğu zaman “iradesiz” olmanız değil. Bugün dikkat dağınıklığı çoğu kez bireysel bir eksiklik gibi anlatılıyor. Oysa sorun, kişinin zayıflığıyla açıklanamayacak kadar derin ve yaygın. İnsan zihni, onu taşıyan ilişkiler ve ortak anlam alanları zayıfladıkça savrulur. Ekranlar bu savrulmayı hızlandırır ama kırılma çok daha derinlerde başlar. Dikkat, insanın tek başına güçlendirebileceği bir beceriden ziyade insanlarla, mekânlarla ve dünyayla kurulan canlı bir ilişkidir. Bir bebeğin annesinin parmağının ucunu izleyip bir nesneye yönelmesi, insan olmanın ilk eşiklerinden biridir. O anda iki zihin aynı dünyada buluşur. Dikkat tam da burada doğar. Dikkat ya da İrade Krizi, işte bebeğin annesinin işaretini takip ettiği o ilk andan yola çıkarak dikkat...

Metot’un kökenleri: Marksist psikolog Lev Vygotsky’de psikoloji ile tiyatro - II*

Resim
Vygotsky’nin psikolojideki metodolojik devrimi, insan gelişimini statik bir merdiven (sıralı aşamalar) olmaktan çıkarıp sahnede kurulan dinamik bir drama olarak düşünmesinde yatar. Meşhur “Genel Gelişim Yasası”na göre her yüksek zihinsel işlev iki kez ortaya çıkar: önce insanlar arasındaki toplumsal düzlemde (inter-psikolojik), sonra bireyin içsel düzleminde (intra-psikolojik). Bu cümle yıllardır tekrar edilir; fakat çoğu zaman onun asıl ima ettiği şey, yani gelişimin bir “sahnelenme” mantığı taşıdığı gözden kaçar. Vygotsky’nin metinlerinde geçen “sahne” (stsen) ve “düzlem” (plany) sözcükleri bu yüzden yalnızca metafor olarak okunmamalıdır; gelişimi gerçekten “oynanır” bir süreç gibi kavramaya yarayan bir analoji olarak çalışırlar. İnsan, önce başkalarıyla birlikte oynar; sonra o oyunu içerde yeniden kurar. İçerde kurulan şey, dışarının bir kopyası gibi pasifçe taşınmaz; dışarıdaki ilişkilerin içerde aldığı yeni örgütlenme biçimi olarak belirir. Daha da önemlisi, Vygotsky gelişimin mot...

Sınıfsal, mekânsal ve kültürel süreklilikler içinden Aleviliği yeniden okumak*

Resim
Söze “Alevilik üzerine yürütülen güncel tartışmaların, analitik derinlikten yoksun iki indirgemeci pozisyon arasında sıkışıp kaldığını” tespit ederek başlamak gerekiyor. Bir yanda, ritüel dilinin ve nefeslerin Türkçe oluşundan hareketle Aleviliği ontolojik bir “Türklük özü”ne sabitlemeye çalışan, onu tarih-dışı bir milliyetçi performansa indirgeyen okuma; diğer yanda ise “Ali’siz Alevilik” tartışmaları ekseninde billurlaşan, teolojik bagajdan arındırılmış seküler/politik bir zamandan ve mekândan soyutlanmış direniş ideolojisi arayışı. Her iki yaklaşım da kendi iç tutarlılıklarına rağmen, tarihsel materyalizm ve sosyolojik gerçeklik açısından kırılgandır. Zira cemden nefese, duazdan semaha uzanan ritüel repertuvarını yalnızca “inançsal tercih” veya “etnik köken” üzerinden okumak; bu üstyapı kurumlarını belirleyen maddi zemini, yani coğrafya, sınıf, üretim ilişkileri ve Anadolu’nun binlerce yıllık kültürel birikim tortusunu ıskalamak anlamına gelir. Bu metnin temel önerisi; Aleviliği, 11...

Metot’un kökenleri: Marksist psikolog Lev Vygotsky’de psikoloji ile tiyatro - I*

Resim
Lev Semyonovich Vygotsky’nin adı bugün çoğunlukla eğitim psikolojisi, okul bağlamı ve öğrenme tartışmalarının dar koridorlarında dolaşıyor. Ders kitaplarında, seminerlerde ya da “yakın gelişim alanı”nı hızlıca açıklayıp geçen sunumlarda, Vygotsky sanki baştan beri yalnızca sınıf içi etkileşimi izleyen, çocuğun bilişsel gelişimini ölçen bir araştırmacıymış gibi anılıyor. Oysa Vygotsky’nin zihnini biçimlendiren asli iklim, laboratuvarların steril disiplini olmaktan çok uzaktı: Rus Gümüş Çağı’nın estetik gerilimi, edebiyatta biçim arayışlarının yarattığı sarsıntı, sahnenin canlı diyalektiği, eleştirinin keskin dili ve devrimin yarıp geçtiği toplumsal hayatın ritmi… Vygotsky’yi yalnızca “okul psikolojisi”ne sıkıştırmak, onun düşüncesinin en üretken damarlarından birini, yani sanatla kurduğu kurucu ilişkiyi görünmez kılar. 1917 Devrimi’nin yarattığı büyük toplumsal kırılma içinde Vygotsky, bir psikolog adayı olarak belirirken, aynı anda zihnin kuruluşunu dramatik bir eylem gibi kavrayan bir...

Sahne sanatları eğitiminde sınırlar, yanılsamalar ve kurumsal dönüşüm ihtiyacı*

Resim
On yıl önce “Whiplash’in İki Yüzü” başlıklı yazımda,[1] sinema perdesinde büyüleyici görünen ama yakından bakınca ürpertici bir öğretmen–öğrenci ilişkisinin anatomisini konuşmuştum. Filmde caz eğitmeni Terence Fletcher, “deha çıkarmak” vaadiyle öğrencisi Andrew’u adım adım kırar, aşağılar ve yok eder; bu yıkımı da “sanatın, mükemmelliğin gereği” diye paketler. Seyirci olarak o hikâye jenerik aktığında biter ve biz salondan çıkarız; ancak gerçek hayatta benzer dinamiklerin eğitim kurumlarının içinde, stüdyoların kapıları ardında, “metot” ya da “disiplin” adı altında nasıl normalleştiğini uzun zamandır endişeyle izliyoruz. Mesele tek tek “kötü hoca” hikâyeleri değil; sahne sanatları eğitimini taşıması gereken pedagojik sınırların, romantize edilmiş mitler ve denetimsizlik yüzünden sistematik biçimde muğlaklaşmasıdır. Devamı: [tam metin →] * Yıldız, T. (2026). Sahne sanatları eğitiminde sınırlar, yanılsamalar ve kurumsal dönüşüm ihtiyacı.  Tiyatro Tiyatro Dergisi .  https://tiyat...

Concepts in motion: Toward a relational ontology of meaning, practice, and mind*

Resim
Abstract This article advances a relational ontology of concepts (ROC) by synthesizing philosophy of language, cultural-historical psychology, developmental science, linguistics, and conceptual history into a single account of concepts as dynamic, multi-realized coordination patterns that are socially regulated and historically situated. Against views that treat concepts as fixed inner structures or mere labels, I first establish a single, coherent definition: concepts are purpose-oriented, public coordination patterns realized across distributed resources. I then develop a four-layer framework in which conceptual life emerges through coordination among embodied–affordance dynamics, grammatical–discursive scaffolds, social–normative participation, and institutional–historical infrastructures. Stability is explained by interlocking stabilization loops—practice canalization, grammatical regularities, norm enforcement, and codification—while flexibility is explained by recontextualization...

Optimizasyon çağında "oyun"un ölümü ve yeniden icadı*

Resim
Toplumumuzun istikbalde maruz kalacağı kırılmayı, o derin ve sarsıcı yarılmayı sezmek için bakışlarınızı meclis tutanaklarının soğuk satırlarından ya da borsa endekslerinin inip çıkan grafiklerinden çevirmeniz gerekir. Asıl hakikat, henüz yürümeyi dahi beceremeyen, kelimelerin dünyasına adım atmamış "yavruların" parmak uçlarında, o dokunmatik ekranlara değen minik temaslarında gizli. Bugün önümüze dökülen veriler, sadece istatistiki birer sayı yığını değil, insanlık durumu üzerine fısıldanan sarsıcı bir kehanettir: Henüz bir yaşını doldurmamış bebeklerin neredeyse yarısı, gündelik hayatın rutin bir parçası olarak mobil cihazlarla hemhal olmuş durumda. Henüz "anne" diyemeyen, benliğini aynadaki aksinden ayırt edemeyen, ayağı toprağın serinliğine değmemiş bir nesil; veri akışının, davranışsal iktisadın ve dijital ürün piyasasının doğrudan bir "bileşeni" olarak hayata gözlerini açıyor. Bu manzara, insan tekinin dünyayla kurduğu ilişkinin kökten bir değişime, ...

Psikolojinin Mozart’ı Vygotsky: Yeni bir bilinç ve yarım kalan devrim*

Resim
Bilim tarihçilerinin "Psikolojinin Mozart’ı" olarak andığı Lev Semyonovich Vygotsky, yalnızca bir pedagog değil; insan zihnini tarihsel ve toplumsal bir süreç olarak ele alan devrimci bir düşünürdü. Ketebe Yayınları’ndan çıkan yeni çalışmamız “ Yeni Bir Bilinç İnşa Etmek ,” Vygotsky’yi Türkiye’deki dar kalıpların ötesine taşıyarak, onun diyalektik yöntemini bugünün dünyasına yeniden sunuyor. Psikoloji tarihinin en parlak, ancak değeri en geç anlaşılmış isimlerinden biri şüphesiz Lev Semyonovich Vygotsky’dir. Bugün Vygotsky, sadece akademik çevrelerin değil; eğitimden teknolojiye, sosyal politikalardan kültür çalışmalarına uzanan geniş bir alanın temel referans kaynağı haline gelmiştir. Ona "Psikolojinin Mozart’ı" denmesi boşuna değildir; zira kısacık ömrüne sığdırdığı çalışmalarıyla, insan zihnini anlamaya yönelik köklü bir paradigma değişiminin kapısını aralamıştır. Raflardaki yerini alan “ Yeni Bir Bilinç İnşa Etmek: Vygotsky’nin Psikolojik Gelişim Teorisi ve Diya...

Fikir Gazetesi ile röportajımız*

Resim
Yeni bir bilinç inşa etmek: Dr. Tolga Yıldız ile Vygotsky üzerine "Dr. Tolga Yıldız, Vygotsky’yi “sadece Yakın Gelişim Alanı’na indirgenmiş bir eğitim tekniği mucidi” olmaktan çıkarıp; devrim, kriz, göç, dijital çağ ve dikkat krizi bağlamında bütünlüklü bir insan bilimi teorisyeni olarak yeniden tartışmaya açıyor. “Vygotsky bir ‘Rönesans İnsanı’ gibi” Lev Semyonovich Vygotsky (1896-1934) yirminci yüzyılın önemli bilim insanlarından biri olarak bilim tarihinde çoktan yerini almış durumda. Kimilerine göre o, “Psikolojinin Mozart’ı” olarak anılmayı hak ediyor. Kısacık yaşamına sığdırıklarıyla dikkat çeken bir figür Vygotsky. 1917 Ekim Devrimi’nin ardından Sovyet Rusya’da çalışmalarını coşkuyla sürdürüyor. Diyalektiği kullanarak kendine özgü kavramsal bir çerçeve oluşturmaya çalışıyor ki bu, psikoloji bilimi açısından bakıldığında oldukça devrimci bir niteliğe sahip. Ekim Devrimi’nin yarattığı atmosfer Stalinizmin yükselişiyle birlikte yerini baskıcı ortama bıraktığında Vygotsky zorlu...

Marksist psikoloji mümkün mü? – Ücretsiz online seminer

Resim
Marksist psikoloji mümkün mü? Erken Sovyet deneyimi bize insanı, toplumu ve bilimi yeniden düşünmek için ne söylüyor? Meet üzerinden gerçekleştireceğim bu ücretsiz seminerde; Marx’ın insan ve toplum anlayışından yola çıkarak Sovyetler’de bilimin açıkça ideolojik bir bağlamda nasıl şekillendiğini, Vygotsky’nin kültürel-tarihsel yaklaşımını ve Yakın Gelişim Alanı kavramını, Luria’nın “romantik bilim” fikrini, Rubinstein’ın diyalektik insan-toplum tasarımını, pedoloji, psikohijyen, defaktoloji gibi bugün neredeyse unutulmuş alanları ve reaktoloji/refleksoloji tartışmalarını ele alacağız. Tüm bunları, “Marksist psikoloji bugün ne işe yarar, neleri görmekte bize hâlâ yardım edebilir?” sorusu etrafında tartışacağız. Seminer; psikoloji öğrencileri ve araştırmacılarının yanı sıra sosyal bilimlerle, felsefeyle, eğitimle ve siyasetle ilgilenen herkese açık. Sunumun ardından soru-cevap ve tartışma için de zaman ayıracağız.  Seminer Meet üzerinden yapılacaktır. Bağlantı linki ve program bilgis...