Kayıtlar

Pleasure etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

DTF St. Louis’te arzu, veri ve bakım*

Resim
DTF St. Louis seyircisini bir cesedin başına çağırıyor. Floyd ölü bulunmuş. Geriye yorgun bir evlilik, tuhaf bir dostluk, gizli bir ilişki, takma adlar, mesajlar, otel odaları ve evli insanlara kaçamak vaat eden bir uygulama kalmış. Yedi bölüm boyunca aynı soruya kapılıyoruz: Floyd’u kim öldürdü? Finale geldiğimizde yanlış sorunun peşinden gittiğimizi anlıyoruz. Dizinin asıl meselesi katilin kimliğinden çok, insanların birbirine ulaşmak için bunca araca sahipken birbirlerini nasıl bu kadar yanlış okuyabildiği. Steven Conrad’ın yazıp yönettiği dizi, St. Louis banliyösünde yaşayan üç orta yaşlı insanı izliyor: Yerel televizyonun hava durumu sunucusu Clark, kanalın işaret dili tercümanı Floyd ve Floyd’un eşi Carol. Clark ile Floyd’un bir fırtınada başlayan dostluğu, Clark’ın DTF St. Louis uygulamasından söz etmesiyle yön değiştiriyor. Çok geçmeden Clark ile Carol arasında bir ilişki başlıyor. Floyd da aynı uygulamada başka bir arzu hayatının izini sürüyor. Üçü birbirini koruyor, kullanıyo...

Fragmented desire? Platform intimacy and the politics of care*

Resim
Abstract This article argues that fragmentation is not the inevitable outcome of dating and hook-up apps, nor a simple synonym for the decline of intimacy. It is better understood as a recurrent tendency of platformized intimacy: the reformatting of intimate exchange into searchable, ranked, and monetizable units. Drawing on scholarship on digital intimacies, platform governance, and relational labor, the article shows how swipe-based abundance, algorithmic sorting, and continuous self-presentation can intensify provisionality, decision fatigue, and emotional exhaustion. At the same time, it rejects technological determinism by foregrounding user ambivalence, tactical agency, and the indispensable role that apps can play for LGBTQ+ users seeking safety, friendship, sexual publics, and recognition. The problem, then, is not digital intimacy as such, but the way intimate life is increasingly organized by extractive infrastructures whose benefits and harms are unevenly distributed. The ar...

Bir sezon diziyi bir gecede bitirip üç saatlik oyunda sıkılmaktan korkmak: Dikkat ekonomisi ve tiyatronun imtihanı*

Resim
Tiyatro fuayesinden çıkıp eve, Netflix ekranının karşısına geçtiğimizde tuhaf bir zaman kayması yaşıyoruz. Aynı insan, evinde bir dizinin sekiz bölümlük bir sezonunu tek gecede, nefes almadan “yutup” bitirebiliyor. Ama gelin görün ki ertesi gün tiyatroya gidip iki perdelik, topu topu üç saatlik bir oyuna girdiğinde, daha yirminci dakikada koltuğunda kıpırdanmaya, saate bakmaya başlıyor. “Gençlerin dikkati dağıldı, artık kimse odaklanamıyor” deyip geçiştirilecek kadar basit bir mesele değil bu. Zamanla, dikkatle ve sanatla kurduğumuz ilişki kökten değişti. İşin görünen yüzü belli: Netflix bize kontrolün bizde olduğu illüzyonunu satıyor. “Bir bölüm daha, hadi bir tane daha…” derken gece akıp gidiyor. Kumanda elimizde, patron biziz. Oysa tiyatro ve sinema, zamanı bizden talep eder; "sekizde başlayacağım, on birde biteceğim ve bu sürenin ritmi bana ait" der. Dijital platform seyircisi “play” ve “pause” tuşlarıyla zamanın efendisi olmaya alıştı bir kere. Tiyatro salonunda ise o ko...

Estetik bunalımdan sınıfsal öfkeye: “Bovary” ve “Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri” üzerinden temsil ve gerçeklik*

Resim
Tiyatronun bir toplumsal anın röntgenini çekme, o anın sinir uçlarına dokunma ve hatta o anı aşma iddiası, belki de en çok festival zamanlarında, farklı coğrafyalardan gelen estetik ve politik tercihlerin aynı sahnede çarpıştığı anlarda görünürlük kazanır. İKSV 29. Uluslararası Tiyatro Festivali'nin programlaması, bu türden verimli bir çarpışmaya zemin hazırlayarak, iki önemli yapımı peş peşe izleme ve düşünme fırsatı sundu. Biri, Avrupa kanonunun temel taşlarından birini, Gustave Flaubert’in Madame Bovary’sini, KVS (Flaman Kraliyet Tiyatrosu) prodüksiyonuyla ve feminist bir yeniden okuma iddiasıyla sahneye taşıyan Bovary. Diğeri, güncel Fransız edebiyatının en sarsıcı seslerinden, radikal solcu yazar Édouard Louis’nin annesinin hikâyesini anlattığı yarı-otobiyografik metinden uyarlanan Moda Sahnesi yapımı Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri. Bu iki oyun, yüzeyde "kadın hikâyesi" anlatma ortak paydasında buluşsa da, kullandıkları estetik diller, kadını ve bedeni konumlan...

Doğa izin verir, norm yasaklar: Haz ve üreme*

Dürtü, canlının biyolojik ve/veya psikolojik denge durumunun bozulmasıyla ortaya çıkan içsel bir gerilimdir. İhtiyaç duyma hali. Dürtü, canlıyı bu ihtiyacı giderecek davranışları yapmaya güdüler. Güdü, canlının bu rahatsız edici ihtiyaç duyma haline bilinçli ya da bilinçsiz olarak son verecek davranışı ortaya çıkaran içsel güçtür. Canlılar, “dürtü-güdü-davranış-dürtünün ortadan kalkması ve yeniden dürtü” şeklinde kabaca özetlenebilecek, gidip gelen bir denge ve dengesizlik grafiği çizerek çevreleriyle dinamik bir etkileşim halindedirler. Örneğin açlık. Vücudumuz, güneş enerjisini -bizler açısından- besine çeviren bitkileri ve ayrıca bu bitkileri tüketerek beslenen hayvanları da sindirerek güneş enerjisini dolaylı yollardan kas enerjisine çeviren karmaşık bir organizmadır. Bu dönüşümün sürmesi, temel dürtülerimizden biri olan açlığa bağlıdır. Açlık duyunca yemeye güdüleniriz. Bu, öğrenilmemiş, yani doğuştan gelen ve tüm türdaşlarımızla ortak olan içgüdülerimizden biridir. Bu güdü, y...