Asıl kırılma sandıktan çekilen seçmen*
Seçim sonuçlarını genellikle geçerli oy havuzu üzerinden okuyoruz. Televizyonda, haber sitelerinde, sosyal medyada gördüğümüz oranların çoğu, sandığa gidip geçerli oy veren seçmenler içinden hesaplanıyor. Bu yöntem ilk bakışta pratik. Fakat katılımın sert biçimde düştüğü, geçersiz oyun arttığı, seçmenin bir bölümünün sandığa gitmeyerek siyasal tavır aldığı seçimlerde eksik bir fotoğraf veriyor.
Ben bu yüzden 2023 milletvekilliği seçimi ile 2024 yerel seçimini yalnız geçerli oylar üzerinden karşılaştırmak yerine toplam seçmen havuzu üzerinden okumaya çalıştım. Yani sadece sandığa gidip geçerli oy veren seçmeni hesaba katmadım. Sandığa gitmeyeni, geçersiz oy kullananı, protesto eden ya da ilgisiz kalan seçmeni de toplam siyasal davranışın parçası saydım.
2024 yerel seçimi için de daha tutarlı bir Türkiye geneli okuma yapabilmek adına büyükşehir belediye başkanlığı oyları ile il genel meclisi oylarını birlikte aldım. Çünkü büyükşehirlerde seçmen büyükşehir belediye başkanlığı için, büyükşehir olmayan illerde ise il genel meclisi için oy verdi. Bu iki havuzu birlikte düşününce yerel seçimde Türkiye geneli siyasal eğilime daha yakın bir zemin elde ediliyor.
Bu zeminden bakınca iki seçim arasında seçmen havuzu 60.721.745’ten 61.430.934’e çıkmış. Yani 2023 milletvekilliği seçimi ile 2024 yerel seçimi arasında seçmen havuzuna 709.189 kişi eklenmiş. Fakat tabloyu asıl değiştiren şey yeni seçmen artışından çok sandığa gitmeyen, geçersiz oy kullanan ya da seçime mesafelenen kitle.
2023’te sandığa gitmeyen ve geçersiz oy kullanan seçmenler toplam seçmen havuzunun yaklaşık %13.3’ünü oluşturuyordu. 2024’te bu oran yaklaşık %25.0’a çıktı. Bu da yaklaşık 15.4 milyon seçmen demek. Başka bir ifadeyle bu kitle bir parti gibi davranıp geçerli oy kullansaydı, toplam seçmen havuzu içinde %25’lik bir siyasal ağırlığa sahip olacaktı.
Bence 2024 yerel seçiminin en önemli verisi burada. Değişimin büyük kısmı bir partiden diğerine akan oydan çok, sandıktan çekilen seçmende görülüyor.
Özellikle AKP açısından tabloyu bu gözle okumak gerekiyor. AKP ile MHP iki seçimde de ittifak halinde hareket etti. 2024’te ülke çapında çok sayıda ilçede AKP oy pusulasında yer almadı. Bazı yerlerde AKP seçmeni MHP’ye, bazı yerlerde MHP seçmeni AKP’ye oy verdi. Bu yüzden sadece AKP’nin ülke genelindeki oy oranına bakıp “AKP artık ikinci parti oldu” demek tabloyu fazla basitleştiriyor.
Benim burada esas aldığım ayrım şu: AKP, MHP ve Yeniden Refah’ı iktidar-muhafazakâr-milliyetçi hat içinde, CHP ile İYİ Parti’yi ise ana muhalefet hattı içinde düşünüyorum. Bu partiler arasında, kendi cepheleri içinde, yüksek oy akışkanlığı olduğunu varsayıyorum. AKP seçmeni MHP’ye, MHP seçmeni AKP’ye, muhafazakâr tepki oyu Yeniden Refah’a gidebiliyor. Benzer biçimde CHP ve İYİ Parti seçmeni de birçok yerde adaya, logoya, kazanma ihtimaline ve yerel dengeye göre birbirine yaklaşabiliyor.
Asıl soru şu: Bu cepheler kendi dışına ne kadar oy kaptırıyor?
Toplam seçmen havuzu üzerinden bakınca AKP, MHP ve Yeniden Refah’ın 2023 yurt içi milletvekilliği seçimindeki toplam oyu 25.375.218. Bu sayı toplam yurt içi seçmen havuzunun %41.8’i ediyor. 2024’te aynı hat 21.494.369 oy alıyor. Bu da toplam seçmen havuzunun %35.0’ı.
Yani AKP, MHP ve Yeniden Refah hattında toplam seçmen havuzu içinde yaklaşık 6.8 puanlık bir gerileme var. Bu ciddi bir gerileme. Fakat bu gerilemenin tamamı karşı cepheye akmış görünmüyor. Daha çok iktidar seçmeninin bir bölümünün sandıktan çekilmesi, küskünleşmesi ya da uyarı vermesi gibi okunabilir.
CHP ve İYİ Parti toplamına bakınca tablo daha farklı. 2023 yurt içi milletvekilliği seçiminde bu iki partinin toplam oyu 18.586.095. Bu, toplam seçmen havuzunun %30.6’sı demek. 2024’te CHP ve İYİ Parti toplamı 19.144.036 oya çıkıyor. Toplam seçmen havuzu içindeki oranı ise %31.2.
Yani CHP ve İYİ Parti hattında oy sayısı yaklaşık 558 bin artmış. Oran da %30.6’dan %31.2’ye çıkmış. Artış var, fakat 2024’te ortaya çıkan büyük siyasal manzarayı tek başına açıklayacak ölçekte bir büyüme yok. Muhalefet sınırlı biçimde genişlemiş, asıl çarpıcı hareket ise iktidar seçmeninin sandıktan çekilmesinde yaşanmış.
Majör cephelerin dışında kalan küçük partilerde de önemli bir daralma var. 2023’te bu partilerin toplam seçmen havuzundaki payı %14.3 iken 2024’te %8.8’e geriliyor. Küçük partiler erime eğiliminde. Türkiye siyaseti fiilen iki büyük siyasal havza etrafında yoğunlaşan bir yapıya gidiyor gibi. Mevcut partilerin bir bölümü de bu büyük havzaların içinde daha çok lobi, pazarlık alanı ya da kimlik taşıyıcısı gibi işlev görüyor.
Bu genel bakıştan çıkarılacak en sağlıklı sonuç şu: Katılımın bu kadar düştüğü seçimlerde geçerli oy havuzu tek başına yeterli bir tablo vermez. Ayrıca ittifak partilerinin tek tek aldığı oy sayıları da o partilerin gerçek seçmen hacmini tam olarak göstermez. Bir partinin aday göstermediği yerde seçmeni ittifak ortağına yönelir. Böyle olunca parti oyunu seçmen sadakatiyle bire bir eşitlemek riskli hale gelir.
İktidar cephesindeki sakinliği de buradan okumak mümkün. Ortada onlar açısından elbette bir alarm var. Fakat bu alarmın ana sebebi muhalefetin büyük ölçüde büyümesi gibi görünmüyor. Daha çok iktidar seçmeninin küskünlüğü, sandığa gitmemesi ya da kendi cephesi içinde uyarı vermesi söz konusu. Bu seçmen küskün olsa da diğer cepheye kolayca kaymıyor.
Büyük belediyelerin kaybı önemli. Fakat iktidar açısından bunun da elverişli görülen tarafları olabilir. Birincisi, teşkilata “ne kadar ekmek o kadar köfte, çalışmazsanız sonuç böyle olur” mesajı veriliyor. Bazen siyasal organizasyonlar için bir musibet, iç disiplin açısından kullanışlı bir uyarıya dönüşür. İkincisi, bugünkü ekonomik koşullarda büyük belediye yönetimlerinin ağır mali yükü muhalefetin kucağına bırakılmış oluyor. Kasa zorda, beklenti yüksek, kaynak sınırlı, seçmen talepkâr. Merkezi hükümet desteği olmadan büyükşehirlerin maliyetlerini çevirmek ve üstün hizmet üretmek hayli zor.
İstanbul verileri de bu genel tabloyu daha görünür hale getiriyor. CHP adaylarının İstanbul toplam seçmen havuzundaki mutlak oy oranlarına bakınca şöyle bir çizgi çıkıyor:
2019 Mart: 4.171.118 / 10.570.939, yani %39.5.
2019 Haziran: 4.741.885 / 10.570.222, yani %44.9.
2023 cumhurbaşkanlığı ilk tur: 4.928.772 / 11.358.083, yani %43.4.
2023 cumhurbaşkanlığı ikinci tur: 5.121.197 / 11.366.352, yani %45.1.
2024 yerel seçim: 4.432.862 / 11.314.534, yani %39.2.
Bu sayıların söylediği şey şu: İstanbul’da 2024 yerel seçim sonucu siyasal olarak güçlü bir başarı. Fakat toplam seçmen havuzu içindeki mutlak oran 2019 Mart seviyesine yakın. 2019 Haziran ve 2023 cumhurbaşkanlığı turlarıyla karşılaştırınca daha aşağıda duruyor. Yani başarı açık, ama bu başarıyı muhalefetin seneler içinde kalıcı biçimde büyümesi olarak okumak fazla iyimser olabilir.
Bir başka argüman da şu: AKP, MHP ve Yeniden Refah bloğunun seçmeni sandığa gitmeyerek CHP ve İYİ Parti hattına örtülü destek verdi. Evet, yerel seçim bağlamında bu söylenebilir. Fakat burada “yerel” kelimesinin altını çizmek gerekir. Bugün yeniden merkezi hükümet seçimi olsa ve Cumhurbaşkanı Erdoğan yine ana figür olarak seçmenin önüne çıksa aynı seçmen sandıktan çekilerek muhalefete örtülü destek verir mi? Bence bu sorunun cevabı çok belirsiz sayılmaz.
Çünkü bu seçmen kitlesinin önemli bir bölümü Cumhurbaşkanı’nı partiler üstü görüyor. Yerelde belediye başkanına, teşkilata, aday tercihine, ekonomik sıkıntıya ya da hizmet memnuniyetsizliğine tepki verebilir. Fakat merkezi iktidar, devlet, liderlik ve güvenlik algısı devreye girdiğinde aynı refleksi göstermesi daha şüpheli. Yerel seçimdeki küskünlük ile cumhurbaşkanlığı seçimindeki tercih aynı haleti ruhiyeyle çalışmayabilir.
Bu yüzden dikkat edilmesi gereken ana nokta şu: Muhalefet 2024’te devasa biçimde büyümedi. Daha çok tek partide konsolide oldu. CHP’nin başarısında adayların klasik CHP ruhunu bire bir yansıtmasından çok, merkez-milliyetçi bir imaj çizmeleri etkili oldu. CHP tabanı logoya baktı. Muhalif muhafazakâr ve milliyetçi seçmen ise adaya baktı. İki taraf aynı adayı farklı gerekçelerle içine sindirdi.
Bu başarı güçlü, fakat pamuk ipliğine bağlı. Türkiye’de ticari, muhafazakâr ve milliyetçi damar ortak bir ideolojik çatıya ve tarihsel hafızaya sahip. Bu hattın duygudaşlığı yüksek. Devlet kapısında birbirleriyle didişebilirler, kaynak paylaşımı yüzünden sert biçimde ayrışabilirler, yerelde birbirlerine rakip de olabilirler. Fakat tehlike sezdiklerinde omuz omuza hizaya geçme kapasiteleri yüksek.
Ana akım muhalifler ise daha dağınık, daha konjonktürel bir birlik görüntüsü veriyor. Ortak rakip, ortak aday, ortak kazanma ihtimali etrafında sandık başında yan yana gelebiliyorlar. Fakat bu birlik kolay çözülebiliyor. Bunun en yakın örneği 6’lı masa süreciydi.
6’lı masanın zoraki dengesini iyice bozan ve üst üste hatalar yapmalarına yol açan ilk fiske neydi? İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın dava haberi. Bu haber masanın iç gerilimlerini görünür hale getirdi. O dokunuştan sonra iktidarın çok fazla şey yapmasına gerek kalmadı. Muhalefet aktörleri patır patır döküldü, birbirine girdi, adaylık tartışması bütün siyasal enerjiyi yuttu.
Bu yüzden yerel seçimdeki tabloya bakıp kalıcı bir muhalefet üstünlüğü varsaymak erken olur. Ana muhalefetin son üç cumhurbaşkanlığı seçimi ile son yerel seçimde toplam seçmen havuzu içinden aldığı mutlak oy oranları bunu gösteriyor:
2014’te Ekmeleddin İhsanoğlu: 15.587.720 / 55.692.841, yani %28.0.
2018’de Muharrem İnce: 15.340.321 / 59.367.469, yani %25.8.
2023’te Kemal Kılıçdaroğlu ikinci tur: 25.504.724 / 64.197.454, yani %39.7.
2024 yerel seçimde CHP: 17.409.137 / 61.430.934, yani %28.3.
Burada 2023 ikinci turun ayrı bir seferberlik anı olduğu açık. Buna karşılık 2024 yerel seçimde CHP’nin toplam seçmen havuzu içindeki mutlak oranı 2014 İhsanoğlu çizgisine çok yakın. Geçerli oy oranları üzerinden çok büyük görünen değişim, toplam seçmen havuzuna bakınca daha sınırlı bir genişleme ve daha güçlü bir yoğunlaşma olarak görünüyor.
İktidar ittifakının son üç cumhurbaşkanlığı seçimi ile son yerel seçimde toplam seçmen havuzu içinden aldığı mutlak oy oranları da şöyle:
2014’te Erdoğan: 21.000.143 / 55.692.841, yani %37.7.
2018’de Erdoğan: 26.330.823 / 59.367.469, yani %44.4.
2023’te Erdoğan ikinci tur: 27.834.589 / 64.197.454, yani %43.4.
2024 yerel seçimde Cumhur İttifakı, yani AKP+MHP: 18.641.273 / 61.430.934, yani %30.3.
Burada bir ayrımı özellikle yapmak gerekiyor. Cumhur İttifakı dediğimizde AKP ve MHP’yi kastediyoruz. Daha geniş iktidar-muhafazakâr-milliyetçi hattan söz ettiğimizde ise AKP, MHP ve Yeniden Refah’ı birlikte düşünüyoruz. 2024’te Cumhur İttifakı’nın toplam seçmen havuzundaki oranı %30.3 iken, Yeniden Refah da eklendiğinde bu hat %35.0’a çıkıyor.
Bu veri iktidar açısından ciddi bir seçmen çekilmesi ve küskünlük sorununa işaret ediyor. Fakat aynı veri, bu küskünlüğün otomatik olarak muhalefete aktığını göstermiyor. İktidar seçmeni geri çekiliyor, uyarı veriyor, belki cezalandırıyor. Fakat ideolojik cephe değiştirme davranışı sınırlı kalıyor.
Bence 2024 yerel seçimlerinin en temel dersi burada. Muhalefet moral üstünlük kazandı. Büyükşehirleri aldı. CHP, uzun süredir yakalayamadığı bir merkezileşme fırsatı elde etti. Fakat sayılara toplam seçmen havuzu üzerinden bakınca bu başarı, muhalefetin toplumsal tabanını kalıcı biçimde genişletmesinden çok, iktidar seçmeninin sandıktan çekilmesi ve muhalif oyların tek partide yoğunlaşmasıyla açıklanıyor.
Bundan sonrası için asıl soru şu: CHP bu yoğunlaşmayı kalıcı bir toplumsal genişlemeye çevirebilecek mi? Muhalif muhafazakâr ve milliyetçi seçmeni yalnız aday vitrinleriyle mi tutacak, yoksa daha derin bir siyasal güven ilişkisi yaratabilecek mi? İktidar cephesindeki küskün seçmen gerçekten kopacak mı, yoksa ilk merkezi seçimde yeniden kendi tarihsel ve duygusal hattına mı dönecek?
* Yıldız, T. (2026). Asıl kırılma sandıktan çekilen seçmen. https://www.tolgayildiz.org/2026/06/asl-krlma-sandktan-cekilen-secmen.html (Erişim tarihi: 8 Haziran 2026)

Yorumlar