Tanrı’nın kütüphanesi: Matbaa klişelerinden yapay zekânın örüntülerine*
Bir an için Tanrı’yı bulutların üzerinde duran yaşlı bir adam, yargılayıcı bir ses ya da görünmez, mutlak bir göz olarak tahayyül etmekten vazgeçelim. Onu, tıpkı Borges’in Babil Kitaplığı’nda olduğu gibi, sonsuz ve imkânsız bir kütüphane olarak hayal edelim. Bu kütüphanenin raflarında, insanlık tarihi boyunca şimdiye kadar kurulmuş bütün cümleler var. Sadece onlar da değil, gelecekte kurulabilecek bütün cümleler de o raflardaki yerini çoktan almış. Büyük romanların o çekici açılış cümleleri, heveskâr ama kötü yazılmış şiirler, pazar alışveriş listeleri, çocukların sokakta uydurduğu tekerlemeler, soğuk mahkeme kararları, asırlık dua metinleri, gece yarısı yazılan uzun ayrılık mektupları, ihtiraslı aşk itirafları, dünyayı değiştiren bilimsel teoremler, kitleleri peşinden sürükleyen siyasi sloganlar, ilkokul kompozisyonları ve sarhoşken atılıp sabahında bin pişman olunan o malum mesajlar... “Kar beyazdır” cümlesi tam orada duruyor. “Ay peynirden yapılmıştır” cümlesi de hemen yanında. Bir annenin çocuğuna telaşla söylediği “Üşütme!” uyarısı da orada bekliyor, bir bürokratın donuk bir yüzle yazdığı “Gereğini arz ederim” ifadesi de.
Bu sonsuz kütüphane elbette fiziki bir mekân, gerçek bir yer olamaz. Daha çok modern yapay zekâyı, yazının doğasını, dildeki tekrarı ve yaratıcılık dediğimiz o müphem kavramı anlamak için işimize yarayan bir düşünce deneyi. Zira yapay zekâ, yüzümüze ayna tutarak bize şunu bütün çıplaklığıyla gösterdi: Dil, yalnızca ruhun dehlizlerinden süzülüp gelen, biricik ve benzersiz bir ifade akışı değildir. Dil aynı zamanda kaydedilebilir, en küçük parçalarına kadar ayrıştırılabilir, numaralandırılabilir, çoğaltılabilir ve matematiksel bir örüntü halinde hesaplanabilir ve yeniden üretilebilir bir işaretler dizgesidir. Bir makinenin kusursuz bir cümle kurması için o cümlenin taşıdığı acıyı, sevinci veya inancı hissetmesi gerekmez. Cümlenin sayısal olarak temsil edilebilir olması kâfidir. Makine, kelimeleri hayatın o kanlı canlı dokusunun içinden çekip alır, onları sayıların, veri vektörlerinin ve fonksiyonel ağırlıkların soğuk süzgecinden geçirir; sonra da karşımıza akıcı, pürüzsüz, hayli insani bir metin sunar.
Devamı: [tam metin →]
* Yıldız, T. (2026). Tanrı’nın kütüphanesi: Matbaa klişelerinden yapay zekânın örüntülerine. K24. https://www.k24kitap.org/tanrinin-kutuphanesi-matbaa-kliselerinden-yapay-zekanin-oruntulerine-5742 (Erişim tarihi: 11 Haziran 2026)

Yorumlar