Elephant ve teşhis hırsımızın şiddeti*

Gus Van Sant’ın kamerası, sarışın bir lise öğrencisinin ensesine takılır ve usulca onun peşinden yürümeye başlar. Seyirci olarak biz de o ensenin ardında, kilitli metal dolapların, floresan ışıklarının, muşamba zeminde kayan spor ayakkabı seslerinin içinden geçeriz. Koridorlar uzar, zaman ağırlaşır. Ne bir felaket habercisi vardır ortada ne de gerilimi önceden haber veren bir müzik. Kantin sırasındaki yarım yamalak fısıltılar, sınıf kapılarından sızan uğultular, okulun gündelik telaşı… Hepsi fazla sıradandır. Belki de bu yüzden tekinsizdir.

Bir süre sonra izleyici kendi zihninin kıpırdanışını duymaya başlar. Bir ipucu arar. Bir bakış, bir aşağılanma, bir aile sırrı, bir ideolojik işaret, failin çekmecesinde saklanan karanlık bir nesne… Zihin, felaketi bir yere bağlamak ister. Van Sant bu isteği karşılamaz. Seyircinin avucuna rahatlatıcı bir neden-sonuç zinciri bırakmaz. Onu o uzun koridorun içinde, şiddetin mayalandığı o renksiz, alelade ve boğucu havayla baş başa bırakır.

Elephant’ın kendi yapım hikâyesi de tam burada anlam kazanır. Van Sant, başlangıçta Columbine katliamı üzerine belgesel niteliği taşıyacak, olgusal bir televizyon işi düşünmüş. Yani dosyaya, kayda, tanıklığa, açıklamaya daha yakın duran bir hat varmış önünde. Süreç içinde bu fikirden uzaklaşıp kurguya yönelmiş...

Devamı: [tam metin →]
* Yıldız, T. (2026). Elephant ve teşhis hırsımızın şiddeti. K24https://www.k24kitap.org/elephant-ve-teshis-hirsimizin-siddeti-5688 (Erişim tarihi: 30 Nisan 2026)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Şiddeti yasaklarla yönetemeyiz, duygularımızı bastırarak tanıyamayız*

Psikolojiye giriş II* (Kitap)