“Kel Diva:” Absürt gündelik dilimize karışırken*
Oyun Atölyesi’nin Kel Diva yorumunu bu denli etkili kılan şey, metne tozlu bir avangard klasik muamelesi yapmaması. Oyun, absürdü tarihin sayfalarından çekip çıkarıyor ve doğrudan bugünün oturma odasına, tam da karşımıza yerleştiriyor. Daha doğrusu, o absürdün çoktan evimizin içine sızdığını yüzümüze vuruyor. Seyircinin sahnede atılan kahkahalarının ardında sırf komedi yok; konuşmanın çöküşünde kendi gündelik hayatından tanıdığı o tuhaf düzeni görmenin getirdiği bir kabullenme var. Sahnede insanlar durmadan konuşuyor ama birbirlerine bir türlü ulaşamıyorlar. Cevap veriyorlar ama dinlemiyorlar. Cümleler kuruluyor, sosyal ritim tıkır tıkır işliyor, nezaket kuralları harfiyen yerine getiriliyor fakat ortada zerre kadar temas yok. Söz var ama ilişki yok.
Bugünün dijital dünyasında bu tablo bize o kadar tanıdık ki… Gün boyunca mesajlar, bildirimler, emojiler, otomatik cevaplar ve hızla tüketilip atılan klişe cümlelerle kuşatılmış durumdayız. Görünüşte herkes birbirine bir tık mesafesinde, herkes “ulaşılabilir.” Ancak bu sürekli erişilebilirlik hali, nedense nadiren gerçek bir karşılaşmaya dönüşüyor. Hatta çoğu zaman, aramızdaki o gittikçe kalınlaşan iletişim perdesi ilişkinin ta kendisini engelliyor. Kel Diva, tam da bu noktadan bugünün damarına basıyor. Ionesco’nun yıllar önce kaleme aldığı “dil felaketini” alıyor; onu ekranların soğuk ışığıyla, dijital dünyanın parıltısıyla, o yapay temas hissiyle ve çağımızın o hiç susmayan, kesintisiz gevezeliğiyle yeniden yankılandırıyor.
Tabii burada yönetmenin alması gereken ince bir risk var. Absürt bir metne bu kadar güncel bir kılıf giydirdiğinizde, oyunun o alametifarikası olan tekinsiz ve açıklanamaz doğasını kolayca zedeleyebilirsiniz. Seyirciye parmak sallayarak, “Bakın, bu oyun aslında sosyal medya, algoritmalar ve dijital yabancılaşma hakkında” derseniz, absürdün o ürkütücü uçsuz bucaksızlığı daracık bir mesaja hapsolur. Oyun Atölyesi, bu tehlikeyi büyük bir ustalıkla aşıyor. Dijital atmosfer, metni açıklayıp tüketmek yerine ona yeni bir nefes alanı açıyor. Sahnedeki görsel düzen, yapay ışık oyunları ve ekran aksesuarları bize ne düşünmemiz gerektiğini dikte etmiyor. Sadece şunu sezdiriyor: Ionesco’nun o tuhaf dünyası, artık bize o kadar da uzak değil.
Devamı: [tam metin →]
* Yıldız, T. (2026). “Kel Diva:” Absürt gündelik dilimize karışırken. Tiyatro Tiyatro Dergisi. https://tiyatrodergisi.com.tr/kel-diva-absurt-gundelik-dilimize-karisirken/ (Erişim tarihi: 24 Mayıs 2026)

Yorumlar