Ekranın ardındaki insan: Sanal şiddet ve nezaket*

Bir zamanlar interneti ayrı bir yer sanıyorduk. Gerçek hayat burada, ekranın içindeki hayat oradaydı sanki. Bilgisayarı kapatınca, telefonu sessize alınca, uygulamadan çıkınca o dünyanın da kapısı kapanıyordu. Bugün bunun böyle işlemediğini çok iyi biliyoruz. Gece yarısı gönderilen küçük düşürücü bir mesaj, sabah okul koridorunda bir çocuğun boynuna asılabiliyor. Bir grup sohbetinde yapılan acımasız bir şaka, yıllarca sürecek bir utanca dönüşebiliyor. Rıza alınmadan paylaşılan bir fotoğraf, birkaç dakika içinde şehir şehir dolaşabiliyor. Ekranda başlayan şey, insanın bedenine, uykusuna, ilişkilerine, okuluna, işine ve güven duygusuna saplanıyor.

Bu yüzden uzaktan sanal ortamda şiddeti yalnızca kaba söz, sert yorum ya da anlık öfke patlaması gibi görmek bizi yanıltır. Dijital şiddet, kimi zaman hakaret ve tehdittir. Kimi zaman dışlama, alay, söylenti yayma, özel bilgileri ifşa etme, cinsel taciz, ısrarlı takip ya da bir kişiyi kalabalıkların önüne atarak hedef göstermedir. Bazen sosyal medya yorumlarında ortaya çıkar, bazen çevrim içi oyunlarda, bazen uzaktan derslerde, bazen işyeri yazışmalarında, bazen de aile ve arkadaş gruplarında. Ekran davranışı pikseller kadar gösterir fakat etkisi çoğu kez hayli büyüktür.

* Yıldız, T. (2026). Ekranın ardındaki insan: Sanal şiddet ve nezaket. T Dergi, 6, 76-79.

Devamı: [tam metin →] (.PDF)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Asıl kırılma, sandıktan çekilen seçmen*

"Yeni Dünya Düzeni" (Oyun)