DTF St. Louis’te arzu, veri ve bakım*
DTF St. Louis seyircisini bir cesedin başına çağırıyor. Floyd ölü bulunmuş. Geriye yorgun bir evlilik, tuhaf bir dostluk, gizli bir ilişki, takma adlar, mesajlar, otel odaları ve evli insanlara kaçamak vaat eden bir uygulama kalmış. Yedi bölüm boyunca aynı soruya kapılıyoruz: Floyd’u kim öldürdü?
Diziyi “flört uygulamaları ilişkileri bozuyor” diye izlemek kolay. Günümüzün ahlak hikâyesi hazır: Eskiden insanlar birbirine bağlıydı; telefonlar geldi, sadakat çözüldü. Floyd ile Carol’ın evliliğiyse uygulamadan önce de yorgun. Clark kendi hayatından sıkılmış. Carol ekonomik güvencesizlik, ev işi ve bakım yükü altında bunalmış. Floyd, bedeni, erkekliği ve arzulanabilirliğiyle kavga ediyor.
Finale geldiğimizde yanlış sorunun peşinden gittiğimizi anlıyoruz. Dizinin asıl meselesi katilin kimliğinden çok, insanların birbirine ulaşmak için bunca araca sahipken birbirlerini nasıl bu kadar yanlış okuyabildiği.
Steven Conrad’ın yazıp yönettiği dizi, St. Louis banliyösünde yaşayan üç orta yaşlı insanı izliyor: Yerel televizyonun hava durumu sunucusu Clark, kanalın işaret dili tercümanı Floyd ve Floyd’un eşi Carol. Clark ile Floyd’un bir fırtınada başlayan dostluğu, Clark’ın DTF St. Louis uygulamasından söz etmesiyle yön değiştiriyor. Çok geçmeden Clark ile Carol arasında bir ilişki başlıyor. Floyd da aynı uygulamada başka bir arzu hayatının izini sürüyor. Üçü birbirini koruyor, kullanıyor, arzuluyor ve yanlış okuyor.
Uygulama var olan çatlakları açığa çıkarıyor, hızlandırıyor ve yeni biçimlere sokuyor.
Media, Culture & Society dergisinde yayımlanan “Fragmented Desire? Platform Intimacy and the Politics of Care” başlıklı makalemde bu dönüşümü “parçalanmış arzu” kavramıyla tartıştım. Kavram, arzunun küçük seçimlere, görüntülere, karşılaştırmalara ve bekleme hareketlerine dağılmasını anlatıyor.
Devamı: [tam metin →]
* Yıldız, T. (2026). DTF St. Louis’te arzu, veri ve bakım. K24. https://www.k24kitap.org/dtf-st-louiste-arzu-veri-ve-bakim-5792 (Erişim tarihi: 23 Temmuz 2026)

Yorumlar