Bir şehir nasıl hatırlanır?*
Çocukluğumun geçtiği sokağı düşündüğümde sokağın bütünü gelmiyor aklıma. Köşedeki apartmanın serin girişi geliyor. Yazın açık bırakılan zemin kat penceresi, yağmurdan sonra kaldırımda kalan ince çamur, eve dönerken bir türlü bitmeyen yol… Bugün birkaç dakikada geçilecek mesafe, o zamanlar şehrin öbür ucuna kadar uzanıyordu.
Çocukken bir şehri semtleriyle, meydanlarıyla, önemli yapılarıyla öğrenmiyoruz. Bunların adını daha sonra koyuyoruz. O yıllarda bildiğimiz başka şeyler var. Hangi köşede koşulacağı, hangi dükkânın önünde durulabileceği, hangi kapının önünden sessiz geçileceği. Bir yokuşun uzunluğunu bacaklarımızdan, bir meydanın büyüklüğünü kaybolma korkusundan anlıyoruz.

Yorumlar